logo
Populate the side area with widgets, images, navigation links and whatever else comes to your mind.
18 Northumberland Avenue, London, UK
(+44) 871.075.0336
ouroffice@vangard.com
Follow us

Ayşe Acar’dan Bay Binet

Ayşe Acar’dan Bay Binet

GİLA ERBEŞ | ŞALOM DERGİ

Temmuz 2017

Son zamanlarda dünya gündeminde dikkat çeken konuların başında sanırım Yapay Zeka geliyor. Her gün yapay zekaya ilişkin yeni haberlere rastlıyoruz. Yapay Zeka konusundaki bu gelişmelerden elbette edebiyat dünyası da etkileniyor ama peşinen söylemek lazım; yapay zeka ve robotlar konusu Bilim Kurgu Edebiyatının uzuna yıllardır zaten gündemindeydi. Ve dahası, gelişmelere şöyle bir bakınca “bilim kurgu gerçek oluyor!” diyorum ben de herkes gibi.

Bu aralar yeni çıkmış bir roman var. Bir bilimkurgu ve yapay zeka romanı; Yüzyıl – Bay Binet. Yazarı Ayşe Acar genç bir hanım. Ayşe, felsefe ile titiz bir öğrenci gibi uzun yıllardır içli dışlı olduğu için Bay Binet romanı felsefi arka plan açısından oldukça güçlü. Ayşe Acar, inanç grupları üzerine çektiği belgesel projelerinden tanınıyor. Türkiye’de ve İsrail’de farklı inanç grupları üzerine çalıştı ve hala çalışıyor. Yahudiler, Hristiyanlar, Müslümanlar, Ezidiler, Bahailer, Dürziler… Son 10 yıldır il il geziyor Ayşe. Ona “sen inançlar üzerine çalışıyorsun, neden bilim kurgu bir roman yazdın?” diye soranlara verdiği yanıt çok ilginç; “dini metinlerdeki sembolik anlatımlar öyle güçlü ki bilimkurgu edebiyatına ilham vermemesi mümkün değil!”

Bay Binet romanı Yüzyıl serisinin ilk romanı ve seri 3 romanla tamamlayacak kendini. Roman, bilim kurgu yada yapay zeka konularına aşina olmayan insanları dahi kolayca bu dünyanın içine çekebiliyor; son derece akıcı. Güçlü bir aşk hikayesi var romanda. Binet ve Nima’nın aşkı ve nefes kesen bir macera. Aslında “gelecekte günlük yaşam nasıl olacak?” diye merak ediyorsanız dahi bu roman çok berrak bir gelecek fotoğrafı çiziyor bize. En enteresan olan ise şu; romanda yapay zekalar ve humacler birer insan gibi konumlandırılmış. İnsandan doğanlara; “doğal insan” deniyor ve doğal insanlar insan türlerinden yalnızca biri. Gerçekten böyle bir şey olabilir mi gelecekte? Neden olmasın! Yapay Zeka doktor, hakim, işçi ve hatta roman yazarı ve belgesel yönetmeni var şuanda. Yapay Zekaların hukuki hakları ciddi ciddi konuşuluyor. Eğer hak ve özgürlükler her geçen gün daha çok gündeme gelirse o zaman onlara “insandır” dememizde hukuk açısından bir sakınca olmayabilir. Yüzyıl serisi “yapay zekaya insan diyebilir miyiz?” sorusuna, hukuk, sosyoloji, psikoloji, teoloji ve özellikle felsefi açıdan yanıt verebilmek için kurgulanmış bir roman. Romanın başarısı bu denli ciddi bir soruya yanıt ararken akıcı ve anlaşılır bir üslup kullanıyor olmasında yatıyor.

Kitabın arka kapağı Bay Binet romanını güzel özetliyor;

“Mesela Platon, kendi yaşam hikayesinin binlerce yıl sonra milyarlarca Doğal İnsan, Yapay Zeka ve Humac tarafından izlenmesini ister miydi acaba? Muhtemelen hayır.

Tüm sınırlar ortadan kalktı ve dünya üç bölgeye bölündü. Birinci bölgede sadece yapay zekâlar, humacler ve seçilmiş doğal insanlar, ikinci bölgede robotlar, üçüncü bölgede ise doğal insanlar yaşıyordu ve bölgelerarası ilişkileri düzenleyen tek bir anayasa vardı: Evrensel Anayasa.

Birinci Bölge’de yaşayanlar bilim ve sanat ve felsefeyle ilgileniyor, Üçüncü Bölge’de yaşayanlar doğal yaşamlarında yapay zekâ ve robotlarla bir arada olmak istemiyor, İkinci Bölge’de bulunan robotlar ise iki bölgenin ihtiyaçlarını üretiyorlardı. Evrensel Anayasa’ya göre sadece Üçüncü Bölge’den Birinci Bölge’ye geçiş yapmak isteyenler başvuruda bulunabiliyor ve eğer nitelikleri uygun bulunursa bir daha geri dönmemek üzere Birinci Bölge’ye transfer edilebiliyorlardı.

Her şey düzgün ve kurallara uygun gidiyor, herhangi bir sorun yaşanmıyordu. Ta ki bir gün, Birinci Bölge’nin yönetim binası Gri Salon’a düzenlenecek saldırılara kadar…

No Comments

Post a Comment