logo
Populate the side area with widgets, images, navigation links and whatever else comes to your mind.
18 Northumberland Avenue, London, UK
(+44) 871.075.0336
ouroffice@vangard.com
Follow us

Geçmişin ve Geleceğin İzinde: Rüzgârlar Dile Gelse

Geçmişin ve Geleceğin İzinde: Rüzgârlar Dile Gelse

NAZLI BERİVAN AK | POSTA KİTAP

14.07.2017

Kısa bir süre önce yayım hayatına başlayan Siyah Kitap, Türkçe Edebiyat serisinin altıncı kitabını geçtiğimiz günlerde okurla buluşturdu: Elvin Göncü imzalı Rüzgârlar Dile Gelse. Hap kitapların, aceleci metinlerin, aman on beş formayı geçmesin romanlarının döneminde elimizde 520 sayfalık bir hikaye var. Romanın başrolü bir kadının, ideali yaşadığını düşünürken verdiği yolculuk kararıyla hayatı tamamen değişen, kılavuzu rüyaları olan Ela’nın hikayesi bu.

Romanın yazarı Göncü üst düzey yönetici olarak uluslararası şirketlerde görev almış bir isim, romandaki inandırıcı beyaz yaka repliklerini, şirket sahnelerini bu hayat bilgisine borçluyuz belli ki, dört yılı aşkın bir süredir de Mario Levi ile atölye çalışması yürütüyor, roman Levi’ye teşekkürle açılıyor.

Yazar ilk romanında risk almaktan çekinmemiş, zamanda yolculuk, tarihler arasında sıçramalar roman boyunca devam ediyor, farklı günlerdeki farklı Ela’lar ve çevresini saran karakterlerle tek romanda birden fazla romanı okuyoruz.

Baş karakter Ela anne babasını çok küçük yaşlarda kaybetmiş, Mevlevi han olan dedesi ve eşi tarafından büyütülmüş. Özenle, dikkatle yetiştirilse de anlamını tam anlamıyla çözemediği bir huzursuzluk hali peşini hiç bırakmamış çocukluğunda da, genç kızlığında da, rüyalar, hikayeler, sorgulamalar derken genç yaşta ruhun fazla aydınlık ve fazla karanlık yanlarını keşfetmiş. “Çocukluğum ve genç kızlığım, yarı mitolojik yarı masalsı hikayelerle geçti. Bir de dedemin tasavvufa olan bağlılığıyla şekillenen aşk arayışı ve bir olmaya dair hikayeler de eklenince, yüreğimde bambaşka diyarların kapıları açıldı, aklın ermediği sırların ve mucizelerin olduğu bir dünyanın engin sularında yaşadım; ta ki derinliklerinde boğuluncaya dek.”

Devamında hastane günleri, ilaçlar, terapiler ve sonunda Ela ruh eşini, hayatın anlamını aramayı bırakıp makul olana, risksiz olana razı oluyor. İyi bir aileden gelen Serkan ile hayatını birleştirecek, göreceli mutlu bir hayat kuracak kendisine. Kendi sözleriyle “aşka aşık maşuk bir dedenin aşkın varlığını anlamayan torunu olabiliyormuş…” Derinliklerinden, ‘öz’ünden korkan Ela, terapiye devam ediyor bir yandan, temel meselesi Serkan’la yapacağı evlilik, fazla baskın olan annesiyle bir olan erkek arkadaşının adını koyamadığı öfkesi ve mutsuzluğu. Terapinin sonunda iç sesini dinlemek, yanıtları bulmak için Bozcaada’ya birkaç günlüğüne gitmeye, telefonunu kapatmaya, birkaç gün için her şeyden uzaklaşmaya karar veriyor. Çıkacağı bu yolculuk onu başka bir Ela yapacak, hayatı tamamen değişecek, büyük sırlar ve itiraflarla kendini ve geçmişini en baştan, bir kez daha öğrenecek. Aşkın farklı hallerini bu yolculukla beraber yaşayacak, büyük yıkımlarla beraber.

Elvin Göncü ilk romanında zorlu bir edebiyat deneyine girişiyor, tasavvuf, içe dönüş, mistik arka planla Bozcaada, İstanbul, Konya dahil birçok mekanda onlarca karakteri konuşturuyor ve hikayelerini birleştiriyor. Okurun dikkatini dağıtmamak için her defasında büyük sonlar, sürpriz sıçramalar, beklenmeyen karşılaşmalardan faydalanıyor. Bir oturuşta okumalıklardan,  kullan at yaz öykülerinden sıkılan okur için Rüzgarlar Dile Gelse, dikkate değer bir ilk roman.

No Comments

Post a Comment