fbpx

Kürk Mantolu Madonna ve ötesi

Kürk Mantolu Madonna ve ötesi

ADNAN ÖZER | HÜRRİYET
23 Şubat 2017
Atilla Birkiye, ‘Sabahattin Ali’nin Yapıtlarını Sevme Sözlüğü’nde yıllar içinde yaptığı okumalarla bir duyarlılık alanını uzmanlık kertesine getirmiş, sevdiği yazarın yapıtları üzerine analiz çalışmalarıyla birlikte esaslı bir deneme yapıtı kaleme almış.
Bunun altından da Çinliler çıkacak mıydı?! Bahsimiz ilk yazılı sözlük çalışmaları. M.Ö. XI. yüzyılda Bawetshi’nin hazırladığı yaklaşık 40 bin kelimelik Çince sözlüğü, sözlük çalışmaları için ilk örnek olarak gösteriliyor. M.Ö. 150 yılında Hu-Shin’in sözlüğü de cabası. Eski Sümer kalıntılarında çivi yazısıyla yazılmış Sümerce, Akatca dillerinde sözlüğe benzeyen yazıtlara rastlanmışsa da, Mezopotamya, bir kısmıyla da Anadolu bu sözlük işinde geri kalmıştır.

İskenderiye Müzesi’nin kütüphanecisi Bizanslı Aristophanes’in M.Ö. II. ve I. yüzyıllarda günümüzdekilere benzer bir sözlük meydana getirdiği söylenir ki bu da Doğu Akdeniz kültür havzasının mirasçıları için iyi bir tesellidir. Şimdi ilk edebiyat sözlüğü merak konusu; o da bir İskenderiyeli’nin elinden çıkmış. Şair ve kütüphaneci Apollanus, Homeros’un İlyada ve Odyseia’sında geçen sözcükler üzerine bir çalışma yapmış.

İskenderiyeli Apollanus’tan İstanbul Eyüplü Atilla Birkiye’ye varıncaya (Doğ. 1955) edebiyatla ilgili nice sözlük, sözlükçe yapılmıştır. Bunların çoğu da edebiyat terimleri üzerinedir. Daha sonra dönemler, türler ve akımlar üzerine yapılan çalışmalar gelir. Tek bir yazar üzerine sözlük çalışmaları ise yeni sayılır. Biyografi bakışımlı olanları bir kenara bırakalım (Bu tarzdaki son önemli yapıtlardan biri A’dan Z’ye Cortazar’dır, 2014. Hazırlayanlar: Aurora Bernardez -Cortazar’ın dul eşi- ve Barselonalı akademisyen-yazar Carles Alverez Garriga.) Yazarın edebi dünyasının abc’si niteliğinde olanlar önemli şimdi. Niye? Klasik sözlükbiliminde ‘Sanatçı ve Metin Sözlükleri’ türü var, sanatçının (Burada yazar diyebiliriz) kişiliğini, ilgi alanını, önem verdiği kavramları açıklayan/açımlayan türde olanlar. Birkiye’nin ‘Sabahattin Ali’nin Yapıtlarını Sevme Sözlüğü’ bu türün durduğu kavşaktan yola çıkarak -bir anlamda ona sırtını dönerek- bir edebiyat yapıtına doğru yol alıyor; hedefine varıyor.

Bir çıkış da ‘Uzmanlık Alanı Sözlüğü’ türünden görülebilir. İki çıkışın da kırılma noktası öznellik. ‘Sözlük’ böylece deneme’ye dönüşüyor. Yazarının niyeti de bu; kitaptaki giriş yazılarına dikkat! Atilla Birkiye yıllar içinde yaptığı okumalarla bir duyarlılık alanını uzmanlık kertesine getirmiş, sevdiği yazarın yapıtları -en çok da romanları- üzerine analiz çalışmalarıyla birlikte esaslı bir deneme yapıtı kaleme almış.

Kitaptaki empati boyutu -başlıktaki ‘sevme’ ifadesi de burada pek yerindedir -analiz çalışmalarını daha pedagojik hale getiriyor. Yani hem yaygın olarak okunabilir hem de eğitimde kullanılabilir… Buradan Arap-İslam geleneğine geçebiliriz: Sözlükte risale tarzı. Ebu Hâtem’in zamanlar, böcekler ve kuşlarla; el- Esmaî’nin, silahlar, develer, hurma ağaçları, vahşi hayvanlar, bitkiler ve ağaçlarla; Ebu Zeyd’in, yağmurla ilgili risaleleri önemli örneklerdir. Mario Vargas Llosa bu risaleleri okumuş mudur bilinmez ama ‘Bir Latin Amerika Sevdalısının Sözlüğü’ adlı yapıtında kıtaya ait varlıkları ve olguları böyle serbest bir şekilde işlemiştir; kendi deyimiyle “pek kişisel metinler”.

Sabahattin Ali zaten sevilen bir yazar, en azından ‘Kürk Mantolu Madonna’sıyla. Bir halk deyişimiz var, “Öyle kuru kuruya sevmek olmaz” diye. Atilla Birkiye’nin vefası buna örnek. Bir daha vurgulayalım; ‘sözlük’ ifadesi bir metafor, kimse çıkıp “Sözlük mü okuyacağım” demesin, kıpır kıpır bir deneme.

http://www.hurriyet.com.tr/kurk-mantolu-madonna-ve-otesi-40375388